|

Soylu, zengin ve yetkin Türkçemiz, özellikle son yıllarda, yabancı ve
zararlı kimi ögelerden dolayı büyük bir kirlenmeyle karşı karşıyadır.
Dilimize sonradan giren öyle yabancı sözcükler vardır ki - yabanlığı bir
kenara - adeta kirletici, yok edici bir görev görüyor. Yüzyıllardır
kullanılan kimi öz sözcüklerimiz, yaban ellerden dilimize sokulan bu
kirletici ve yok edici sözcükler yüzünden kullanımdan düşüyor.
Bu, tam anlamıyla bir kirlilik ve yozlaşmadır. Denize akıtılan yabancı ve
zararlı maddeler nasıl deniz canlılarını öldürüyorsa; dilimize zorla,
gereksiz yere sokulan kimi yabancı sözcükler de Türkçenin derin ve geniş
anlamlar yüklü sözcüklerini yok ediyor.
Ne yapalım, Türkçede tam karşılığı yok. Türkçe, bu yabancı sözcükleri
karşılamada yetersiz kalıyor.gibi bilimsellikten uzak savlar ileri sürerek
Türkçesi olduğu halde- yabancı kökenli sözcükleri ısrarla ve inatla
kullananlar, bu yok edici sözcüklerin dilimize dadanması konusunda bir şey
söyleyemiyor, herhangi bir bahane gösteremiyorlar.
Türkçenin hiç ihtiyacı yokken, yabancı dil özentisi ve bilinçsizlik
sebebiyle dilimize giren bu sözcük bugüne kadar birçok kirliliğe yol
açmıştır. Şimdi, tanık olunmuş kimi olaylardan yola çıkarak yok edici ful
sözcüğünün yok ettiklerine kısaca göz atalım:
Ful Çılgınlığı
Televizyonda bir benzin istasyonunun tanıtımı. Bir adam arabasıyla istasyona
giriyor ve görevliye Depoyu fulle diyor. Her halde arabasının deposu
fullenince daha çok dolacak.Depoyu doldur dese, depo dolmayacak. Hani
Türkçeyi yetersiz görüyorlar ya! Adamcağız da bu aşağılık takıntısının
dışavurumundan oluşan saçma sapan savlara inanmış olacak ki, doldur demiyor;
diyemiyor. Doldurmak sözcüğü yok ediliyor göstere göstere.
Sonra adamcağız radyodan, başka bir istasyonda daha ucuza benzin satıldığını
duyunca dilinden fulsözcüğü alınmış gibi bağırıyor : Fulleme, fulleme,
fulleme! Fulledin mi? Ne kadar fulledin? Keşke fullemeseydin ya!Adamcağız,
fulle(mek) eylemini değişik zaman ve biçimlerde kullanarak biz Türkçe
öğretmenlerine dilbilgisi derslerinde kullanılmak üzere eşsiz(!) örnekler
sunuyor:
Evet çocuklar, bugünkü dersimizde, görülen geçmiş zamanın çekimlenmesini
öğreneceksiniz. Önce bir eylem seçelim, sonra da bu eylemi çekimleyelim :
tekil : fulledim, fulledin, fulledi,
çoğul : fulledik, fullediniz, fullediler.
Haydi şimdi siz söyleyin bakalım
Ziyaret amacıyla gittiğim bir okulda, bir öğretmen öğrencilerle konuşuyor.
Ben de sınıfın önünden geçerken konuşulanları duyuyorum :
- Öğretmenim, yarın okuldan sonra ek ders yapacak mıyız?
- Hayır çocuklar. Yarınki ders programım ful dolu.
Nasılmış nasılmış? Ful doluymuş Hem ful hem dolu! Cümledeki anlatım
bozukluğuna mı yanalım; birçok Türkçe sözcükle anlatılabilecek bir durumun,
fule feda edilmesine mi?
Programım dolu / sıkışık / uygun değil. gibi birçok anlatım biçimi dururken
ful sözcüğünde ısrar etmenin anlamı ve mantığı nedir? Üstelik, bu olay bir
okulda, öğrencilerin gözleri önünde gerçekleşiyor. fulsözcüğünün, Türkçenin
söz varlığını kurutmasına ön ayak olan da bir öğretmen! Ana dili sevgisini,
bilincini öğrencilere aşılayarak ses bayağımız Türkçemizi, gelecek kuşaklara
teslim etmesi gereken bir öğretmen! Öğrenciler Türkçemizi geleceğe taşıyacak
öğrenciler, kendi öğretmenlerinden duyduklarını sorgulamadan
benimsediklerinde ne olacak? Biz Türkçe bayrağımızı böyle mi bırakacağız
genç beyinlere! Bir öğretmen bile, Türkçenin bu denli kirletilmesinden
habersizse, bu tür olayları sorgulamıyorsa, Türkçenin zenginliğini hiç
tanımıyorsa, gencecik beyinlerin önünde konuşurken örnek olması gerektiğini
bilmiyorsa, hatta dilimizin yozlaştırılmasına bilerek / bilmeyerek destek
oluyorsa biz genç kuşakların Türkçeyi kötü kullanmasından niçin şikayetçi
olalım? Sonuçta, onlar gördüklerini uygulamıyorlar mı?
Bir öğrenci velisi, çocuğunun durumunu sormaya gelmiş. Sessiz bir odaya
gidip konuşmaya başlıyorum. Benim sözlerim bittikten sonra, veli, çocuğunun
dershanedeki başarısını anlatıyor : Türkçeyi ve matematiği çok seviyor.
Deneme sınavında matematikten ful çekti.
Anlaşılan fulsözcüğü yalnızca tek tek sözcüklere dadanmakla ve onları yok
etmekle kalmamış. Dilimize zararlı bir virüs gibi girip kalıcı olabilmek
için deyimler de üretmiş : ful çekmek.
Matematik sorularının hepsini bildi. / yaptı. / doğru yanıtladı. Yok!
Hiçbiri yok! Hiçbiri yaşamadı; hiçbiri söylenmedi. Söylenmedi sanki de kala
kala uyduruk fule kaldık.
Evdeyim, arkadaşlarımla oturmuş söyleşiyoruz. Bir arkadaşım, çocuğunun
bilgisayara olan düşkünlüğünden yakınıyor ve ekliyor.Açıp derslerle ilgili
bir şeyle uğraşsa, sesimi bile çıkarmayacağım. Ne gezer! Ne kadar oyun varsa
yüklemiş. Gece gündüz oyun başında. Bilgisayarda bilgi adına bir şey yok,
ful oyun var.
Sen de mi Brutüs? sözünü kaçırıveriyorum ağzımdan.
Hep oyun var. / Tamamı oyun yüklü. / Yalnızca oyun var. / Sadece oyun
yüklemiş. / Bir tek oyun var./ Oyundan başka bir şey yok.Tümünü yitirdik
sanki bu sözcüklerin. Türkçemizin yitip giden güzelliklerinin farkında değil
misiniz sevgili arkadaşlar?
Birçok sorunla fullenmiş taşmış Türkçemiz. Bu fullenmişlik içinde kalan
Türkçemiz, sorunu kökünden çözümleyecek bir ilgi bekliyor. Aklı başka
şeylerle fullenmemiş insanların bulacağı çözümleri;
Yoksa, aşağıdaki örneklere şimdiden hazır olun :
* Oğlum, mideni abur cuburla fulleyip durma! Akşama teyzenler gelecek, ful
yemek yiyeceğiz
* Garson, çayımız bitti! Fulleyiver bir zahmet.
* Çocuğun aklını batıl düşüncelerle fullüyorsun!
* Akşama nefis biber fullemesi yapacak. Mutlaka gel.
* Evet çocuklar! Türkçemiz deyimler yönünden çok fuldür. Bunlar çok ful bir
anlam taşır. Mesela, Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.deyimi bu
açıdan güzel bir örnektir. Günümüz Türkçesiyle söylersek, Fule koydum
almadı, boşa koydum fullenmedi.
* ÖSS Kitapçığında önemli bir uyarı : Yanıt kağıdındaki boşlukları dışına
taşırmadan fulleyiniz
* Bir okulun kapısına asılan duyuru : Öğrenci kontenjanımız fullenmiştir.
* Bankamatik uyarısı : Üzgünüz. Sistem ful olduğu için hizmet veremiyoruz
Sizce bu örnekler gülünç ve abartılı mı? Şimdilik öyle! Şimdilik ...Ya
sonra?
Dil, düşüncenin aynasıdır. İnsanlar sözcüklerle düşünür. Sağlıklı
düşünebilmek için sağlam bir ana dili eğitimi almış olmak gerekir. O ana
dili de her türlü yabancılaşmadan, kirlenmeden ve yozlaşmadan uzak tutulmuş
olmalıdır. Kirletilmiş bir Türkçeyle sağlıklı düşünmek olanaklı mıdır? Bu
bağlamda, sağlam düşünceler üretecek beyinlerin, kirletilmemiş ve bozulmamış
bir Türkçeye sahip olması gerekir. Yozlaşmış bir dille üretilen düşünceler
başka başka kirlenmelere, bozulmalara, yabancılaşmalara ve
yabancılaştırmalara yol açacaktır.
Dünyadaki en eski ve köklü dillerden biri olan Türkçemizi yaşatmak
istiyorsak, onu her türlü kirlenmeden korumalıyız. Nasıl ki, çevrenin ve
doğanın kirlenmesine engel olmak için savaşım veren çevre gönüllüleri varsa,
Türkçemizi her türlü kirlilikten koruyacak Türkçe gönüllülerine ihtiyacımız
var.
Her şey, bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağ olan Türkçe için!
Ozan AYDIN


Her şey, bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağ olan Türkçe için!
Dilimize sahip çıkalım. Aramızda Türkilizce değil , Türkçe konuşalım.
Türkçemize sahip çıkalım. Atalarımız sadece toprak için kıymetli canlarından
vazgeçmemişler. Bu ülkeyi vatan yapan ulvi değerlerden biri de dildir.
Atalarımıza olan borcumuzu böylede ödeyebiliriz.
Bir yandan ilerlerken, bir yandan tökezliyoruz. Bilgisayar çağı ve internet
kullanımı kısacası "chat dili" dediğimiz düşman, dilimizi mahvetmekte.
Forumdaki bütün arkadaşlarımdan bu konuda biraz daha duyarlı olmasını rica
ediyorum. Gönül ister ki herkes Türkçe'yi bütün dilbilgisi kurallarına
uyarak kullansın. Fakat daha önce aşmamız gereken, özellikle bu duyuru ile
bahsetmek istediğim konu, kullanmamamız gerekirken kullandığımız ve
dilimizden çıkarttığımız harfler.
"q, w, x, sh" bizim alfabemizin harfleri değildir ve bizim alfabemizdeki
harflerin yerine asla ve asla geçemez.
"eidir, memleket nire, gidiom, güsel, eed, taam, annadım, bakcez vs." gibi
kelimelerde aradan çıkartılan harfler küçük birer kayıp olarak gözükse bile,
dilimiz için büyük bir kayıptır.
Türk dilini iyi veya kötü kullanan, hatalarını düzeltmek isteyen bütün
arkadaşlarımızdan bu kampanyaya katılmalarını rica ediyorum. Ne kadar
büyürsek, ne kadar çoğalırsak o kadar büyük bir güç oluruz.
Büyük ve kaliteli bir forum olarak, büyük ve kaliteli bir adım atalım.
Türkçemizi katledenlerin önüne geçelim.
Bugün kullanılan İNGİLİZCE nin sadece 10 kelimesi gerçek ingilizcedir geri
kalanı diğer dillerden toplamadır yani kırma bir dildir.
Yanlış (!) Doğru (!)
hergün her gün
heryer her yer
herşey her şey
harhangibiri herhangi biri
herbiri her biri
birgün bir gün
birşey bir şey
bir çok şey birçok şey
bir kaç şey birkaç şey
hiç bir şey hiçbir şey
pekçok pek çok
pekaz pek az
arasıra ara sıra
yanısıra yanı sıra
peşisıra peşi sıra
ardısıra ardı sıra
akşam üstü akşamüstü
suç üstü suçüstü
ayak üstü ayaküstü
terketmek terk etmek
ayırdetmek ayırt etmek
farketmek fark etmek
arzetmek arz etmek
vaadetmek vaat etmek
haketmek hak etmek
muhtacolmak muhtaç olmak
şehidolmak şehit olmak
vaz geçmek vazgeçmek
baş vurma başvurmak
ön görmek öngörmek
var saymak varsaymak
ya hut yahut
ve ya veya
yada ya da
laboratuar laboratuvar
antreman antrenman
eşortman eşofman
orjinal orijinal
yalnış yanlış
yanlız yalnız
kiprik kirpik
kirbit kibrit
anbar ambar
canbaz cambaz
çenber çember
makina makine
meyva meyve
zatüre zatürree
matba matbaa
deynek değnek
süpriz sürpriz
poaça poğaça
kordalye kurdele
sandoviç sandviç
eksoz egzoz
pardesü pardösü
ayidat aidat
pilaj plaj
tazik tazyik
traş tıraş
metod metot
ara söz arasöz
ara yön arayön
Alıntı: Dr. S. Sadi SEFEROĞLU,Muharrem AYICI
MSN DİLİNE
HAYIR!
Kelimeleri kısaltarak "z"nin
yerine "s" bazen de "s"nin yerine "z" kullanarak "v" leri "w" kullanarak ve
bunun gibi birsürü abukluklar yapılarak oluşturulmuş bir dildir.
- bilgilerinise ars ederimm
-eve gittiinde beni ara taam mi?
-bi suru odew war..
a:napıosn
b:ii yha msnd taqılıorum napimm..u?
Turkceyama.com Ailesi olarak MSN Diline ve ingilizce kelimeleri Türkçe
içerisinde kullanmamayı öneriyoruz.
Saygılar...
Emre Merev
http://www.turkceyama.com
|